Bilici: "Sürecin muhatabıyla da görüşmek gerekir"


Gelecek Partisi'nin Meclis komisyon üyelerinden Mustafa Bilici, komisyonun Abdullah Öcalan ile görüşmesi yönündeki çağrılara dair "Eğer bir süreç işletiyorsanız muhatabıyla görüşmeniz gerekiyor" dedi. 

DAKTİLO NEW - Gelecek Partisi'nden doğru Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nda yer alan İzmir Milletvekili Mustafa Bilici, komisyon çalışmalarını değerlendirdi. Komisyonun farklı kesimleri dinlemesinin önemli olduğunu belirten Bilici, “Komisyonun görevi acıları hissetmek ve yaşanmışlıkları birinci ağızdan dinlemektir. Amaç acıları yarıştırmak değil, bu acıların bir daha yaşanmaması için çözüm yollarını tartışmaktır” dedi.

Bilici, "Ana anadır, dolayısıyla evladı dağda da olsa, askerde de olsa ana için etmiyor. Ananın içi yanıyor. Bizim bütün çabamız bundan sonra evlatlar toprağa verilmesin, analarımızın gözyaşı dinsin. Babalarımızın yüreğine kor ateş girmesin. Mutlu, huzurlu, hukukun üstün kılındığı, eşit vatandaşlık temelinde demokrasinin de özümlendiği bir Türkiye'yi hep birlikte inşa edelim istiyoruz” diye konuştu. Meclis’in şu anda tatilde olduğuna dikkati çeken Bilici, "Hedefimiz 15 Eylül’e kadar dinlemeleri tamamlamak" dedi. 

'DEMOKRATİKLEŞME ADIMLARI ATILMALI'

İktidarın komisyon çalışmalarında kimi önceliklerinin olduğunu söyleyen Bilici, "Öncelikli olarak örgütün tasfiyesi ve silah bırakmasıyla birlikte dağdan ineceklerin durumu ve konumu, yine nasıl bir ceza hukuku ile karşı karşıya kalınacak, nasıl bir infaz düzenlemesi yapılacak, bununla ilgili bir çalışmayı ivedilikle tamamlamak istiyorlar. Elbette biz de Yeni Yol Grubu olarak bunu arzu ediyoruz, ama hemen akabinde de demokratikleşmeyle ilgili adımların atılmasını talep ediyoruz. Çünkü sadece dağdan inişlerle ilgili bir infaz düzenlemesi yeterli olmayacaktır. Mutlaka ama mutlaka demokratikleşme ile ilgili adımlar da atılmalıdır" diye konuştu. 

ÖNCELİKLİ ATILMASI GEREKEN ADIMLAR

Yüzyıllık Kürt meselesinin sorumluluğunun komisyona yüklenmesinin doğru olmayacağını belirten Bilici, öncelikli çözüm bekleyen hususların olduğunu ve bu önceliklere göre demokratikleşme adımlarının atılması gerektiğini söyledi. Bilici, "Örneğin 15 Temmuz sonrasında Kanun Hükmünde Karaname (KHK) ile kurulan bir kayyum uygulaması var. En son İstanbul’un Esenyurt ilçesinde bu uygulandı. Biz buna karşıyız. Bunun mutlak suretle kaldırılması lazım" dedi.

Anayasa Mahkemesi (AYM) ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarının uygulanmaması gerektiğini vurgulayan Bilici, "Bir sözleşmeye taraf olmuşsanız o sözleşmenin vermiş olduğu sorumlulukları da yerine getirmeniz gerekiyor. Ancak bakıyoruz ki AYM’nin kararlarına yargının bir kısmı katılmıyor. Bu da aslında bir çatışma ortamı oluşturuyor. AİHM’e götürülen birçok dava var. Bu davalarda, davayı açan tarafın lehine kararlar verilmiş. Devlet olarak bu kararlara uymanız gerekiyor. Selahattin Demirtaş ile ilgili birden fazla AYM ve AİHM kararı var" şeklinde konuştu. 

‘MUHATABIYLA GÖRÜŞMENİZ GEREKİR' 

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ile görüşülmesi yönündeki çağrıları değerlendiren Bilici, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin Öcalan için kullandığı "Örgütün kurucu lideri" ifadelerini hatırlattı. Bilici, "Dolayısıyla PKK'nın kurucu lideri Abdullah Öcalan olduğu için PKK'nın faaliyetlerini sona erdirmesi de onun çağrısıyla gerçekleşti. Bunu sağlayan kişi Abdullah Öcalan'dır. Komisyonun görüşmesiyle ilgili sorunuza gelince; şu ana kadar herhangi bir şekilde komisyon üyeleri tarafından böylesi bir konu açılmadı ve tartışılmaya sunulmadı. Ama devlet ve devletin kurumları malumunuz olduğu üzere dün de görüşüyordu, bugün de görüşüyor, yarın da görüşmeler olacaktır. Bu da doğaldır. Eğer bir süreç işletiyorsanız muhatabıyla görüşmeniz gerekiyor ve görüşecektir. Ancak dediğim gibi komisyonda böylesi bir tartışma henüz yaşanmadı" diye konuştu. 

‘SAĞLAM BİR İRADE ORTAYA KONULDU’ 

Türkiye’de yaşayan her kesimin haklarının verilmesi gerektiğini ifade eden Bilici, şunları kaydetti: "Bundan hiç kimse zarar görmez. İnanın devlet bölünmez, parçalanmaz. Yeter ki vatandaşın devlete karşı bir aidiyet duygusunu oluşturalım. 'Bu benim vatanımdır. Ben bu vatanda eşit vatandaşım. Ben bu vatanda birinci sınıf vatandaşım' duygusu kardeşlik iklimini ve barış ortamını daha da pekiştirecektir. Söylemlerimize çok dikkat etmemiz gerekiyor. Siyasilerin yapacağı yanlış bir açıklama halkı kin nefret duygularına aktarabilir. Onun için siyasilere bu manada sorumluluk düşüyor. Ben çok umutluyum. 2013-2015 yıllarındaki çözüm sürecini de iyi hatırlıyorum ama bu kez daha sağlam bir iradenin ortaya konduğunun farkındayım. Öyle görüyorum. İnşallah sonuçları itibariyle de hayırlı olacak.” Kaynak: MA / Ömer Güngör

Daha yeni Daha eski