Emperyalizmin taşeronları ve Afganistan’dan Suriye’ye uzanan kanlı eller

Civan Değer'in yazısı

DAKTİLO NEWS - ABD emperyalizmi, Afganistan’ı kana buladıktan sonra geride milyonlarca mağdur, yüz binlerce göçmen ve sayısız sivil ölüm bıraktı. Bu yıkımın devamı niteliğindeki dinci faşist yapılar, Taliban’dan El Nusra’ya, DAİŞ’ten bugün Suriye’de örgütlenen çetelere kadar aynı zihniyetin farklı yüzleri olarak sahne almaya devam ediyor. Bu kanlı mirasın bugünkü temsilcilerinden biri olan ve eli kana bulanmış terörist Coloni’nin öncülüğünde kurulan sözde “Suriye ordusu”, barbarlığı sistematik bir şiddet politikası haline getirmiştir.

DÜRZİLERE YÖNELİK AŞAĞILAMA VE TOPLU KATLİAM

Emperyalist ABD, Siyonist İsrail ve onların bölgesel destekçileri tarafından fiilen meşrulaştırılan bu çete yapıları, Suriye’nin çeşitli bölgelerini ele geçirirken insanlık dışı uygulamalara imza attı. Dürzi toplumuna yönelik saldırılarda, kendileri için kutsal sayılan sakal ve bıyıkların kameralar önünde kesilmesi, sadece fiziksel değil, kültürel ve inançsal bir yok etme girişimiydi. Kadın, çocuk ve yaşlı ayrımı yapılmaksızın binlerce insan katledildi; dünya ise bu vahşeti sessizlikle izledi. Ardından Dürzi katliamını bahane eden İsrail ordusu Şam sınırına konuşlanarak Suriye toraklarının bir kısmına el koydu. Buna ses çıkaramayan Coloni çeteleri başka halklara saldırmaya devam etti.  

ALEVİLERE YÖNELİK DAHA DERİN BİR KARANLIK

Bu suç örgütleri, daha sonra savunmasız Alevilere yöneldi. İşkence, infaz ve toplu katliamlar daha da vahşi bir boyuta ulaştı. Bu saldırılar, sadece bir savaş suçu değil; açık bir mezhepçi soykırım pratiği olarak da tarihe geçti. 

ROJAVA’YA YÖNELEN TEHDİT VE KÜRT HALKININ DİRENCİ

Son aşamada, ABD Başkanı Trump’ın açık desteğiyle cesaretlenen bu çeteler, Filistin halkına yıllardır soykırım uygulayan Siyonist İsrail’den aldıkları güçle bu kez Rojava’da Kürt halkını hedef aldı. Korku psikolojisi yaratarak aynı imha politikasını Kürtlere uygulamak isteyen bu yapılar, savaşçı ve örgütlü Kürt halkı karşısında başarıya ulaşamayacaktır. Geçmişte tarih, direnen halkların nihai kazancını defalarca göstermiştir.

TÜRKİYE İÇİN BÜYÜYEN TEHLİKE

Bu çeteler yalnızca Suriye, Kürtler ya da bölge halkları için değil; aynı zamanda Türkiye için de ciddi bir tehdittir. Açıkça Atatürk’ü ve Kemalizm’i “kâfir” ilan eden bu zihniyet, cumhuriyet değerlerini hedef tahtasına koymaktadır. Buna rağmen Türkiye’de gazeteciliğin büyük ölçüde ahlaki bir çöküş yaşadığı bu dönemde, Suriye’deki terör yapısını dolaylı ya da doğrudan savunan bir medya dili hâkimdir. Gerçekler bilinmesine rağmen, rant kaygısıyla yazılmamakta ve dile getirilmemektedir.

SESSİZ MUHALEFET, AÇIK TEHLİKE

Ana muhalefet partisi CHP ve ona yakın medya organlarının bu süreçte son derece cılız ve etkisiz kalması dikkat çekicidir. Kimi zaman Rojava’da Kürtlere yönelik katliamların üstü örtülmekte, kimi zaman ise açıkça görmezden gelinmektedir. Bu sessizlik, sadece bugünün değil, yarının da büyük bedellerini hazırlamaktadır. 

TARİHTEN GELEN DİRENİŞ VE KAÇINILMAZ SON

Zagros Dağları’nda İskender’e geçit vermeyen Kürtler, bugün geçici yenilgiler yaşıyor gibi görünse de, tarihsel deneyim birleşmenin ve direnişin mutlak zaferle sonuçlanacağını göstermektedir. Ancak başını kuma gömen, bu barbarlığa karşı zayıf tepkiler veren Kemalist çevreler ve Türkiye’deki bazı Alevi kesimler şunu çok iyi bilmelidir, bu çetelerin bir sonraki hedefi doğrudan cumhuriyetin temel değerleri olacaktır. Onun için şimdi sessiz kalma günü değil, barbarlığa karşı onurlu durma zamanıdır. Fotoğraf: BBC


Daha yeni Daha eski